Üç aylar aslında "ben neredeyim?" sorusunu sormak için bir çağrıdır. Hayatın koşturmasında kırılan kalbimizi onarmak, tövbe ile yenilenmek ve Rabbimize daha yakın olmak için bir kapıdır. Bu aylar; ibadeti artırmak kadar, gönlü kırmamak, dilimizi temizlemek, helal lokmaya dikkat etmek ve birinin duasında yer edebilmek demektir. Kendimizi yargılamadan, ama bir daha aynı hataya dönmemeye niyet ederek başlamalıyız. Küçük ama istikrarlı ameller, büyük dönüşümler doğurur. Bu yüzden üç aylara "az ama devamlı" anlayışıyla girmek en güzelidir. Bugün bir sayfa Kur'an, birkaç istiğfar, bir yetimin yüzünü güldürmek… Hepsi manevi dirilişin adımlarıdır.
Bu aylar; kandillerin, Ramazan'ın ve Kadir Gecesi'nin aynı manevi iklimde buluştuğu özel bir dönemdir. Recep bir başlangıç, Şaban hazırlık, Ramazan ise zirvedir.
Her gün 5 dakika zikir, günde 1 sayfa Kur'an, haftada 2 gün nafile oruç ve düzenli tövbe ile kalpte büyük değişim başlar.

Recep ayı, kalbin "yeniden toparlanma" ayıdır. İnsan bazen ibadetlerine ara verir, bazen duaları kısalır, bazen de hayatın yükü altında ezilir. Recep ayı tam da bu dağınıklığı toplamak için gelir. Manevi açıdan Recep; "Allah'ım ben geri dönmek istiyorum" demenin ayıdır. Bu ayda yapılacak en güzel başlangıç; tövbeyi ciddiye almak ve küçük ama sağlam bir rutin oluşturmaktır. Çünkü büyük hedefler bazen insanı yorar; fakat küçük adımlar kalıcı olur. Recep ayında istiğfarı çoğaltmak, bilerek-bilmeyerek kırdıklarımız için helallik istemek, en azından bir vakit namazı daha dikkatli kılmak bile büyük kapılar açar. Bu ay aynı zamanda kandillerin de başlangıcı sayıldığı için, manevi hazırlık daha anlamlıdır. "Ben bu üç ayı kaçırmayacağım" diye niyet etmek bile kalpte bir kıvılcım yakar. Recep'te atılan adımlar, Şaban'da güçlenir, Ramazan'da berekete dönüşür.
İstiğfar, salavat, nafile namazlar, dua ve sadaka… Recep ayı özellikle "kalp temizliği" için idealdir.
Sabah 100 istiğfar + 100 salavat, akşam 1 sayfa Kur'an ve 2 rekat şükür namazı ile güzel bir düzen kurulabilir.
Regaip Kandili, Recep ayının manevi coşkusunu artıran, umutları canlandıran çok özel bir gecedir. Bu gece; "Rabbim, kapındayım" deme gecesidir. İnsan bazen çok şey ister ama nasıl isteyeceğini bilemez. Regaip Kandili bu yüzden kıymetlidir: Kalbini toparlar, niyetini berraklaştırır, duayı derinleştirir. Bu gecede en önemli şey; sadece dilek listesi yapmak değil, "Ben nasıl bir kul olmak istiyorum?" sorusunu da sormaktır. Çünkü dua yalnızca istemek değildir; dönüşmeyi istemektir. Regaip gecesi kendimiz için af dilerken, anne-babamız için, sevdiklerimiz için, ümmet için de dua etmek gerekir. Ayrıca bu geceyi değerlendirirken, kalbimizi kırgınlıklardan arındırmak çok önemlidir. Çünkü dua, temiz bir kalpte daha güzel filizlenir. Kırdığımız bir gönül varsa onarmak, helallik istemek ve bağışlamak… Bu gecenin ruhuna çok yakışır.
İstiğfar, salavat, "Hasbiyallahu la ilahe illa Hu" gibi zikirler; kalbi sakinleştirir ve niyeti güçlendirir.
"Allah'ım beni sana yaklaştıracak amellere yönelt" niyeti, Regaip gecesinin en bereketli duasıdır.
Miraç Kandili, sadece bir gece değil; imanımızı tazeleyen büyük bir hatırlatmadır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu kutlu yolculukta, insanın "yükseliş" kapısını gördü. Miraç; göğe çıkmak kadar, kalpte yükselmek demektir. Çünkü insan sadece bedenle değil, imanla da yükselir. Miraç gecesi bize şunu öğretir: En karanlık zamanların ardından bile ilahi bir ikram gelebilir. Efendimiz (s.a.v.) ağır imtihanlardan geçti, yalnız kaldı, incindi… Ama Miraç ile teselli edildi. Demek ki sabrın sonunda rahmet var. Miraç ayrıca namazın önemini bize yeniden anlatır. Namaz; müminin miracıdır denir. Yani insan secdede Rabbine yakınlaşır. Bu gecenin en büyük mesajı: "Namazı bırakma, duayı bırakma, Allah'tan ümidini kesme." Miraç Kandili, hayatımızın yönünü düzeltmek için bir işarettir. Eğer kalbimiz yorgunsa, imanımız zayıfladıysa, yolumuzu kaybettiysek… Miraç gecesi bize yeniden yön verir.
Bu geceyle birlikte 5 vakit namaz farz kılınmıştır. Bu yüzden Miraç, namazın kıymetini hatırlatan gecedir.
İmtihan → Sabır → Rahmet. Miraç, bir kulun Allah'a yakınlığının umudunu öğretir.
Miraç gecesini değerlendirmek isteyen birçok kişi "Ne yapmalıyım?" diye sorar. Aslında en güzel ibadet; samimiyetle yapılan ibadettir. Bu geceyi fırsata çevirmek için uzun uzun planlar yapmaya gerek yok. Kalpten gelen bir tövbe, huşu ile kılınan iki rekat namaz, gözyaşıyla edilen dua… Çok büyük bir manevi kapı aralar. Miraç gecesi özellikle namazla anlam kazanır. Nafile namazlar kılmak, Kur'an okumak ve salavat getirmek bu gecenin ruhunu güzelleştirir. Ayrıca bu gece yapılan dua, "ben artık değişmek istiyorum" cümlesiyle başlarsa daha etkili olur. Çünkü dua bazen kaderi güzelleştirir; bazen de kalbi güzelleştirir. Miraç Kandili'nde kendimiz için, ailemiz için, hastalar için, borçlular için, ümmetin huzuru için dua etmek gerekir. Bu geceyi ibadetle geçirirken, sosyal medyada çok zaman kaybetmemek de önemlidir. Kandil mesajları güzel ama asıl mesaj; kalpten Rabbimize gitmelidir.
2 rekat nafile namaz + istiğfar + salavat + Kur'an + içten dua, en güçlü kandil programıdır.
"Allah'ım kalbimdeki yükleri hafiflet, beni namazla dirilt, günahlarımdan arındır" diyerek dua edebilirsin.
Allah'ım… Bu mübarek Miraç gecesinde kapına geldim. Yorgun kalbimi, kırık dualarımı, dağınık niyetlerimi sana emanet ediyorum. Ben bazen çok uzaklaştım, bazen unuttum, bazen de "sonra yaparım" diyerek erteledim. Ama senin rahmetin ertelemez Allah'ım… Sen kullarını geri çevirmezsin. Bu gece, beni bana bırakma. Nefsimin tuzaklarına, şeytanın vesveselerine karşı kalbimi güçlendir. Namazımı düzelt, niyetimi temizle, dilimi yalandan ve kırıcı sözlerden uzak tut. Bana helal lokma nasip et. Kalbimde kim varsa hayırla yerleştir, şerre meyli söküp at. Ailemi, sevdiklerimi, ümmeti Muhammed'i koru. Hastalara şifa, borçlulara ödeme kolaylığı, darda olana çıkış kapısı ver. Gönlü kırıkların kalbine umut indir. Bu geceyi benim için bir başlangıç eyle: Yeni bir sayfa açtır Allah'ım. Beni sana yakın eden işler nasip et. Dualarımı kabul buyur, affını üzerimden eksik etme. Amin.
Yatsıdan sonra, teheccüd vakti veya sabaha karşı okunması kalbi daha çok etkiler.
Duadan sonra bir süre susup kalbi dinlemek, gecenin manevi etkisini artırır.
Üç aylarda oruç tutmak, sadece aç kalmak değildir; iradeyi güçlendirmektir. Oruç insanın nefsini eğitir. Dilin susmasını, gözün haramdan sakınmasını, kalbin daha yumuşak olmasını sağlar. Recep ve Şaban aylarında tutulan nafile oruçlar, Ramazan'a hazırlık gibidir. İnsan Ramazan'a birden girdiğinde zorlanabilir; fakat üç aylarda birkaç gün oruç tutmak bedeni ve ruhu hazırlar. Ayrıca oruç; dua kapısını da açar. Çünkü açlık insana tevazuyu öğretir. "Ben güçsüzüm" demeyi öğretir. Oruç tutarken en önemli nokta; siniri, kırıcı dili ve kötü alışkanlıkları azaltmaktır. Yoksa aç kalıp kalp kırmak, orucun ruhuna yakışmaz. Bu nedenle nafile orucu, iyilikle tamamlamak gerekir: Bir sadaka, bir sıcak söz, bir gönül almak… Üç aylarda oruç tutmak sevap olduğu kadar, kalbi incelten bir ibadettir.
Pazartesi-Perşembe, Eyyam-ı Biyd (Hicri ayın 13-14-15'i) gibi günler tercih edilebilir.
İftar duasına hazırlanırken 1 dakika tefekkür, 3 dakika istiğfar çok etkili bir alışkanlıktır.
Zikir; kalbin nefesidir. İnsan nasıl nefes almadan yaşayamazsa, kalp de zikir olmadan daralır. Üç aylar, zikri yeniden hayatımıza yerleştirmek için en uygun zamandır. Çünkü bu dönem maneviyatın yoğun olduğu, kalbin daha hızlı etkilendiği bir iklimdir. Zikir çekerken amaç sayı tamamlamak değil; kalbi uyandırmaktır. "Estağfirullah" dediğinde gerçekten dönüşmeyi istemek, "Sübhanallah" dediğinde Allah'ın kusursuzluğunu hissetmek, "Elhamdülillah" dediğinde şükretmeyi öğrenmek gerekir. Üç aylarda yapılacak en güzel şey; sabah-akşam kısa zikir rutinleri oluşturmaktır. Mesela güne 100 istiğfarla başlamak, gün sonunda 100 salavatla kapatmak… Küçük ama devamlı yapılan zikirler, kalpte büyük ferahlık oluşturur.
İstiğfar, salavat, "La ilahe illallah", "Hasbiyallahu la ilahe illa Hu" gibi zikirler önerilir.
Zikri aceleyle değil, anlamını hissederek yapmak kalpte daha güçlü etki bırakır.
Kandil gecelerinde kılınan namazlar, insanın Allah'a yönelişini güçlendirir. Bu gecelerde en çok yapılan ibadetlerden biri, nafile namazla kalbi sakinleştirmektir. Nafile namaz; "Allah'ım ben sana geldim" demenin en güzel halidir. Özellikle Miraç Kandili'nde namazın ayrı bir yeri vardır çünkü Miraç, namazın farz kılındığı gecedir. Bu yüzden Miraç gecesinde namaza niyet etmek, namazı güzelleştirmeye karar vermek çok değerli bir başlangıçtır. Kandil gecelerinde 2 rekatlık tevbe namazı, 2 rekat şükür namazı gibi nafileler kılınabilir. Ayrıca yatsıdan sonra kısa bir Kur'an okuması ile geceyi taçlandırmak mümkündür. Önemli olan; insanın kendini zorlayıp yarıda bırakması değil, ölçülü ibadetle geceyi bereketlendirmesidir.
2 rekat tevbe namazı + 2 rekat hacet namazı + 2 rekat şükür namazı şeklinde kılınabilir.
Namazdan sonra "Allah'ım kalbimi namazla dirilt" diyerek içten dua etmek çok kıymetlidir.
Kadir Gecesi, Ramazan'ın en kıymetli gecesidir. Bin aydan daha hayırlı oluşu, bu gecenin manevi ağırlığını anlatmaya yeter. Üç aylar boyunca yapılan hazırlıklar, Ramazan'da olgunlaşır ve Kadir Gecesi'nde zirveye çıkar. Bu yüzden üç ayları boş geçirmemek, Kadir Gecesi'ni daha bilinçli karşılamayı sağlar. Kadir Gecesi'nde yapılacak en güzel şey; Kur'an'la buluşmaktır. Çünkü bu gece Kur'an'ın indirilmeye başlandığı gecedir. Ayrıca af dilemek, tövbe etmek, geçmişin yüklerini bırakmak için eşsiz bir fırsattır. İnsan bazen en çok kendini affetmekte zorlanır. Kadir gecesi şunu öğretir: Allah affediyorsa, kul da ümit kesmemelidir. Bu geceyi değerlendirmek için uzun programlara gerek yok; samimi bir kalp yeter. Birkaç sayfa Kur'an, biraz salavat, bol istiğfar ve içten bir dua ile gece berekete dönüşür.
"Allah'ım sen affedicisin, affetmeyi seversin; beni de affet" anlamındaki dualar öne çıkar.
Günlük Kur'an, düzenli namaz ve sadaka ile Kadir gecesine güçlü bir ruhla girilir.
Üç aylar boyunca sürdürülebilir bir plan yapmak, manevi istikrar sağlar. İnsan bazen hevesle başlar ama hızlı yorulur. Bu yüzden 7 günlük küçük bir program, düzen kurmak için çok idealdir. İlk gün istiğfarı artır, ikinci gün salavatı çoğalt, üçüncü gün Kur'an okumayı düzenle, dördüncü gün bir sadaka ver, beşinci gün bir kırgınlığı bitir, altıncı gün nafile oruç tut, yedinci gün gece namazı dene… Bu küçük adımlar, kalpte büyük bir dönüşüm başlatır. Asıl amaç mükemmel olmak değil; istikrarlı olmaktır. Üç aylar, bir yarış değil; bir dönüş yolculuğudur. Bu yolculukta önemli olan hız değil, yönünü doğru belirlemektir. Manevi durağımızın adı da zaten buradan geliyor: Kalbin durduğu, huzur bulduğu yer…
Her gün tek bir odak belirlemek, insanı yormaz ve devamlılık sağlar.
Kişi daha düzenli namaz, daha huzurlu kalp ve daha güçlü dua alışkanlığı kazanır.